Image for post
Image for post

Hayatımızı en çok belirleyen kaynaklardan biri olmasına rağmen hakkında bu kadar az şey bildiğimiz kaynak olması üzerinde düşünülmesi ve çalışılması gereken bir konu. Paradan söz ediyorum. Olduğunda bir dert, olmadığında daha büyük dert. Yapılan çalışmalar insanların yılda yaklaşık 100bin dolar kazandığında mutluluklarının tepe noktaya ulaştığını gösteriyor. Bu noktadan sonra insanların hayat memnuniyetinde çok büyük değişiklikler olmuyor.

Günümüzde maaşlı bir işte çalışarak bu parayı kazanmak neredeyse mümkün değil. Şanslı Fakirlik yazımda bu konuya değinmiştim. Ancak mümkün olan bir şey var. O da teknoloji servislerini kullanarak yeni gelir kaynakları inşa etmek ve bir de kafa yapısını değiştirmek.

Harcama ya da namı diğer…


Yirminci yüzyıl mevcut iş uygulamalarının verimliliğini artırma ve optimizasyon arayışı ile geçti. 21. yüzyıl ise mevcut iş uygulamalarını anlamsız ve gereksiz kılacak yıkıcı iş modellerinin arayışı ile geçiyor. İkisi arasındaki fark ise bir fikrin çılgınlığını belirliyor. En büyük örnek Elon Musk. Önce uzaya giden roketleri dünyaya geri getirmeyi başardı. Sonra da madem roketleri, uçaklar gibi indirip kaldırabiliyoruz, o halde niye roketleri yolcu taşımacılığı için kullanmıyoruz dedi ve 10 yıldan kısa bir sürede roketleri dünyanın bir noktasından diğer noktasına seyahat için kullanabileceğimizi söyledi. Hem de bunu mevcut ekonomi sınıfı uçak biletleri ile aynı fiyatta sunarken yolculuğun da bir saatin altında süreceğini…


Image for post
Image for post

Siz de son zamanlarda büyük şirketlerin yöneticilerinden sıklıkla duymuşsunuzdur: “Startup gibi olmak istiyoruz.” Bunun için etkinlikler yapılır, konuşmalar düzenlenir, destekler verilir, yatırımlar yapılır, paralar harcanır. Bütün bunların sonunda da şirketler, aslında startup havasının verdiği “cool” imajdan yararlanmak ister. Bakın bizim şirketimiz de asi bir çocuk olabilir. Biz de bu dili konuşabiliriz derler. Peki girişimciler ile aynı karede olmak onlardan biri olmakla aynı mıdır? Bir şirket gerçekten girişimci olabilir mi? Startup ruhunu edinip bunu koruyabilir mi?

Sayıları çok az olsa da bunu başaran şirketler var. Tahmin edebileceğiniz gibi bu şirketler de teknoloji alanında startup olarak doğan ve şu an dünyanın en…


Image for post
Image for post

Babam anlatırdı. Köyde elektrikle tanışması 15 yaşındayken olmuş. İlk televizyonu 20 yaşında görmüş. İlk kez denize 25 yaşında girmiş. Tek kıyafetle bir seneyi geçirmiş. “Biz ne yokluklar gördük. Siz o günleri görmeyin ama bugünlerin de kıymetini bilin.” Babamın anlattıkları bana o kadar tarih öncesi gelirdi ki ne dediğini anlamazdım bile. Halbuki benim doğumumdan sadece 10–15 yıl öncesini anlatıyordu. Bense kendi doğumumla başlayan dünya ile ilgileniyordum.

Benim dünyam yeniliklerle dolu oldu. İlk kişisel bilgisayar, internet, cep telefonları gibi birçok buluşun doğuşuna şahit oldum. Sahip olduklarımın öncesini ve sonrasını görme imkânım oldu. Şu anki jenerasyon ise daha önce benim yaptığım gibi bu…


Image for post
Image for post

Geçtiğimiz günlerde Google, Apple, Tesla, Amazon gibi büyük teknoloji şirketleri işe alım kriterleri arasından üniversite mezunu olma şartını kaldırdıklarını açıkladılar. Hatta Google kendi içindeki eğitim programları ile diploması olmayan kişilerin altı aylık bir eğitim sonunda iş sahibi olacaklarını duyurdu

Benzer şekilde Lambda School isimli eğitim girişimi de sunduğu dokuz aylık online eğitim programı ile her yaştan kişinin kodlama kariyerine sahip olmasını sağlıyor. Bunların arasında öncesinde kamyon şoförlüğü yapıp kodlama öğrenen ve ardından Google’da çalışmaya başlayan bir kişi bile var.

Peki bu gelişmeler bize ne anlatıyor? Sizler için altı maddede sıraladım.

1. Şirketler için insan kaynağı ihtiyacı özellikle kodlama ve tasarım…


Image for post
Image for post

Son yılların en çok konuşulan konularından birisi Dijital Dönüşüm olmuştur herhalde ama kimse dönüşümün bir virüs yolu ile geleceğini hesap edemedi sanırım. Dönüşümün eğitimler, konferanslar, teknoloji satın alımları ile gerçekleşeceği varsayımı yapıldı. Ancak şu anda yaşadığımız Korona gerçeği, mevcut dünyaya ait tüm varsayımları sorgulattı, yerinden sarstı ve yerleşik tüm ön kabullere meydan okudu. İş sahiplerinin ve çalışanların büyük bir bölümü bu meydan okuma karşısında çaresiz kalırken bir takım şirketler ve girişimciler ise bu krizden etkilenmek bir yana büyük bir büyüme içine girdiler. Demek ki bir takım şirketler çoktan dönüşmüş veya zaten yeni nesil olarak doğmuş. Korona ekonomisi bu salgın krizinden…


Hayatımızın kontrolünü elimizin altına almazsak bizi kontrol eden güçlerin esiri bir kukladan farkımız kalmaz.
Hayatımızın kontrolünü elimizin altına almazsak bizi kontrol eden güçlerin esiri bir kukladan farkımız kalmaz.
Image credits: https://society6.com/product/brain-puppet-watercolor-colorful-art-mind_print?sku=s6-9781852p4a1v45

Girişimcilik, günümüzde oldukça gündemde bir konu. Ancak girişimciliği yalnızca şirket kurmakla özdeş tuttuğumuzda birçok şeyi kaçırdığımızı farketmek gerek. Girişimcilik aslında bir hayata bakış şekli. İrade sahibi olma ve etki alanını genişletme çabası. Girişimci birey, neyi niye yaptığının farkında olan ve bir şeyleri değiştirme veya yeni bir şey meydana getirme çabasında olan biri. Bunu yaparken öğrenen, gelişen ve paylaşan kafa yapısına sahip biri.

Finansal okur-yazarlık da aynı şekilde bir irade yönetimi ve gelişim meselesi. Bir taraftan sistemin öğrettiği tüketim ve borç üzerine kurulu bir yaşam biçimi var. Öte taraftan üretim ve gelişim üzerine kurulu bir büyüme modeli var. Toplumun genel kesimi…


TEDxAnkara’da 6 Ocak 2019 tarihinde yaptığım konuşmanın metni.

Hiç derdi olmayan biri var mıdır acaba? En gözünüzde büyüttüğünüz kişileri düşünün. En ünlü sanatçılar, en zengin iş adamları, en iyi sporcular…

Eminim herkesin, hepimizin bin bir türlü derdi var. Bir kısmı kendi yarattığımız, korktuğumuz, bir kısmı ise gerçekten korkmamız gereken ve kontrolümüzde olmayan.

Şimdi bir an hayata dair bütün dertlerinizin, korkularınızın, endişelerinizin yok olduğunu düşünün.

Artık şimdi istediğinizi yapın, herşeyi yapabilirsiniz demeyeceğim. Çünkü güzelliğe ve başarıya giden yol dertli, acılı ve zorlu bir süreç.

Size sadece şunu soracağım: Bu zorluğu ve derdi siz belirleyebilseniz neyi seçerdiniz?

Bu soruyu kendime 12 sene…


Image for post
Image for post

Daha beş yaşındayken gözlerimi kısıp ekrana bakmaya başlayınca ilk gözlük maceram başlamış oldu. Aslında bu aynı zamanda elektronik ve dijital dünyasına ilgimin de bir sonucu idi. Renkli televizyon ve video yeni yeni evlere girmeye başlamışken çocukluğumda hem bolca ışıltılı kutunun karşısına oturur hem de alet çantamla küçük vidaları sökmeye ve takmaya bayılırdım. Gözlüğü ilk taktığımda 3.5 numara hipermetrop olan gözüm on beş yaşıma geldiğimde artık 1.0 numaraydı ve gözlüğü bırakma zamanı gelmişti. On yıl boyunca hiç aralıksız gözlük taksam da her sene en az bir kere çerçeve değiştirdiğimi hatırlıyorum. Her seferinde nedense gözlük kırılır(!) ve babamla yeni gözlük almaya giderdik…


Girişimcilik terimi bir süredir gündemimizin en önemli maddesini oluşturuyor. Bir çok öğrenci ve yeni mezun girişimciliği kendisine kariyer yolu olarak çizerken bir çok şirket de geleneksel iş yapış yöntemlerini girişimcilik yönünde nasıl değiştirebileceğini ve nasıl pazarla alakalı kalabileceğini anlamaya ve öğrenmeye çalışıyor. Dünya Ekonomik Forumu da yayınladığı raporda büyük şirketlerin daha fazla bireysel girişimciler (freelance) ve start-up olarak tanımlanan yenilikçi şirketler ile çalışma trendinden bahsediyor. Sık kullanılan her terimde olduğu gibi girişimcilik kelimesinin de içinin boşalmasını önlemek adına bu kavramla neyi kastetmemiz gerektiğinden bahsetmek ve girişimciyi tanımlamak istiyorum.

EN SEVDİĞİM GİRİŞİMCİLİK TANIMI STEVENSON’A AİT

Geleneksel olarak girişimcilik bir şirket kuran…

Oğuzhan Aygören

Assistant Professor of Marketing, Entrepreneurship and Innovation at Boğaziçi University

Get the Medium app

A button that says 'Download on the App Store', and if clicked it will lead you to the iOS App store
A button that says 'Get it on, Google Play', and if clicked it will lead you to the Google Play store